Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


Kara Taşıtları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kara Taşıtları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2022

Ford


Ford Motor Company, Henry Ford tarafından Highland Park, Michigan, ABD'de 16 Haziran 1903 tarihinde kuruldu. Şu anda merkezi Dearborn, Michigan'dadır.

Michigan'da dünyada ilk otomobil üretimine adım atan otomotiv sektörü liderlerinden Ford Motor Company, 6 kıtada 200 pazarda araç üretip dağıtmaktadır. Dünya genelinde yaklaşık 187.000 çalışanı vardır . 2007 yılı cirosu 172,455 Milyar dolardır. Ford Motor Company’nin ana ve bağlı otomotiv markaları; Aston Martin, Ford, Lincoln ve Mercury’dir. Otomotivle ilgili hizmet kuruluşları Ford Motor Credit Company ve Hertz’i de kapsamaktadır. Ford Jaguar ve Land Rover'i 2008 yılında bir Hint şirketi olan Tata'ya, Volvo'yu ise 2009 yılında bir Çin şirketi olan Geely'e satmıştır.


 

Ford oldukça yüksek sayıda üretime geçerken endüstrinin de genel anlamda gelişmesinde büyük rol oynadı. Ford, Eli Whitney'nin düşüncelerini kullanarak değişebilir parçaları kullanıyordu. Böylelikle, arabalar daha düşük masraflarda üretilebiliyor ve yenilenebiliyordu.

Tarihi

12 kişinin 28.000 dolar yatırım yaparak kurduğu Ford günümüzde en fazla otomobil satan markalardan biri konumundadır. Şirket ilk arabasını 20 Temmuz 1903 yılında yapmıştır. Daha sonra Henry Ford'un şirket ve fabrika çalışanlarına da otomobil sahibi olabilme olanağı sunarak geliştirdiği Ford Model T 1908 yılında piyasaya sunulmuştur. Henry Ford'un seri üretim metodunu bulmasının üretim hızını arttırması ve maliyetleri düşürmesiyle beraber 1913 yılında 12.5 saat olan şasi üretimi süresi 2 saat 40 dakikaya düşmüştür. Bunun yanı sıra Ford, aynı dönem içerisinde çalışanlarının maaşlarını 2 katına çıkararak günlük 9 saatlik çalışma sürelerini de 8 saate düşürmüştür. Rakip şirketler bunu kapitalizme uygun görmese de yıl sonunda Ford Amerika'daki tüm arabaların %50'sini üretiyordu. 1918 yılında ise, ülkedeki arabaların yarısı Model T olmuştu. Bunun yanı sıra, bu modelin fabrika çıkış renginin siyah olmasının sebebi de siyah boyanın en hızlı kuruyan boya olmasıydı. 1927 yılında Model T yerini Ford Model A'ya bıraktı.


I. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan Amerika'daki Büyük Buhran döneminde ise, Amerika'daki tüm şirketlerde olduğu gibi Ford da bir çöküntü yaşadı ve birçok fabrikasını kapatmak zorunda kaldı. II. Dünya Savaşı döneminde tank üreterek şirket ayakta kalmaya çabalarken savaş sonrasında Ford tekrar eski günlerine dönmeye başladı.

 

1955 yılında halka açılan Ford, sonraki yıllarda Kanada, Meksika, Birleşik Krallık, Almanya, Brezilya, Arjantin, Avustralya, Güney Afrika ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede fabrikalar açtı. Türkiye'deki ortaklığı %51 The Ford Motor Company, %49'u Otosan AŞ olarak başladı. 3 Ekim 1997 tarihinde imzalanan bir anlaşma ile Ford ve Otosan hisselerini eşitledi. Böylece Otosan A.Ş. yeni ismiyle Ford Otomotiv Sanayi AŞ, yani Ford Otosan ortaya çıkmış oldu.

 


1997 yılında ortaklık eşitlenmesinden sonra Ford Avrupa'nın, ekonomik bulmadığı için askıya aldığı bir proje, Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve ekonomik koşulları nedeniyle Türkiye'ye aktarıldı. Bu projenin gerçekleştirilebilmesi için 150.000 adetlik bir kapasiteye ihtiyaç vardı ve İstanbul fabrikası bunun için uygun değildi. Böylece yeni bir yer arayışına başlandı. Birkaç alternatif yer değerlendirildi, sonunda Gölcük'te deniz yoluna açık bir arsa bulundu.

 


Ulaşılan bu seviye ile Ford Otosan Kocaeli Fabrikası, Avrupa Ford Fabrikaları arasında denetçiler tarafından 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında "Best Plant In The World" olarak adlandırıldı ve en iyi notu elde edip birinci oldu.

Bir dönem Ferrari'yi satın alan Ford, Enzo Ferrari'nin yarış takımını Ford'un yönetmesini istememesiyle bu anlaşmayı bozdu. Bunun peşinden gelen büyük bir rekabet; Ford'un GT40 modeli ile Ferrari'yi yenmesiyle sona erdi. Bunun ardından bu efsane model hem yarışlardan, hem de üretimden çekildi.

   


Ford'un merkezi günümüzde Dearborn, Michigan, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunmaktadır. Bünyesinde Mercury, Lincoln'u da bulunduran Ford ayrıca Mazda'ya da ortaktır. Bunun yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük araba kiralama şirketlerinden biri olan Hertz'in de sahibidir.

2005 yılında spor modeli Ford Mustang'e yeni bir yüz sunmuş olan Ford, tasarımında eski Mustang'in ruhunu yansıtan agresif çizgilerini koruyarak 3 farklı modelle beğenileri toplamıştır. 45 yıldır Mustang efsanesini üreten Ford, 2010 modeliyle Mustang'e yeni bir boyut getirmiştir.

 


Modeller

Binek Araçlar

  • Ford Ka
  • Ford Fiesta
  • Ford Fusion
  • Ford Focus
  • Ford Focus CC
  • Ford Mondeo
  • Ford Taurus
  • Ford Five Hundred
  • Ford Freestar
  • Ford Flex
  • Ford Edge
  • Ford EcoSport
  • Ford Puma
  • Ford C-MAX
  • Ford S-MAX
  • Ford Galaxy
  • Ford Focus RS
  • Ford Focus ST
  • Ford Falcon
  • Ford Falcon
  • Ford Thunderbird
  • Ford Falcon
  • Ford Anglia
  • Ford Crown Victoria
  • Ford Capri
  • Ford Corcel
  • Ford Cortina
  • Ford Cougar
  • Ford GT
  • Ford GT40
  • Ford Mustang Mach-E
  • Ford Taunus
  • Ford Taurus
  • Ford Tempo
  • Ford Escort
  • Ford Orion
  • Ford Puma
  • Ford Probe
  • Ford Scorpio

Spor Araçlar

  • Ford GT40
  • Ford GT
  • Ford Mustang


Ticari Araçlar

  • Ford Transit
  • Ford Transit Connect
  • Ford Transit Courier
  • Ford Tourneo Connect
  • Ford Tourneo Courier
  • Ford Tourneo Custom
  • Ford Ranger
  • Ford Maverick
  • Ford E-Series
  • Ford F-Series Super Duty
  • Ford Excursion
  • Ford B Series
  • Ford Cargo
  • Ford Fiesta Van
  • Ford F-MAX

Arazi Araçları

  • Ford Kuga
  • Ford Explorer
  • Ford Explorer Sport Trac
  • Ford Escape
  • Ford Expedition
  • Ford Bronco

20 Mart 2022

Tofaş Murat 124

 Murat 124 ya da halk arasındaki yaygın ismiyle Hacı Murat, 1971 yılında TOFAŞ’ın Bursa fabrikasında Fiat 124 şasesine oturtularak Türkiye’de yabancı lisansla üretilen ilk otomobil.

Murat 124, 1971-1976 arasında 134 bin 867 adet üretilmiştir. Kuş serisinin üretiminin başlamasıyla 1976 yılında üretimi durdurulmuştur. 1984 yılında TOFAŞ Serçe adıyla yeniden üretimine başlanmış, 1995 tarihinde bu kez tamamen durdurulmuştur.


1197 cc'lik motoru 65 hp güç üretmekte ve aracı 170 km/sa hıza çıkarabilmektedir

Murat adı Fiat markasının Türkiye'ye uyarlanmasıdır. Koç Holding ve Fiat, bu isim değişikliğiyle Türk tüketicisine yerli bir otomobil sunumunu vurgulamak için yapılmıştır. Fiat, İspanya'da da aynı isim değişikliğini o zamanki ortağı Seat ile de uygulamış ve İspanya'da satışa sunulan Fiat araçları, Seat adıyla satılmıştır.

Fiat 124, Avrupa'da Yılın Otomobili yarışmasında 1967'de birincilik ödülünü almıştır.


2002 yılında çıkan ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) indirimi ile yollardaki Murat 124'ler azalmaya başlamış, devlet tarafından toplanıp hurdalığı kaldırılmıştır. Buna karşın trafikte Murat 124'lere rastlanması mümkündür. Reklam filmleri ve sinema filmleri sayesinde Murat 124'e olan ilgi artmaya başlamıştır. Bu da antika otomobil sevenleri tetiklemiş ve toplum içinde "Hacı Murat" veya "Hacı Muro" diye adlandırılan otomobiller, modifiye edilerek trafiğe sürmeye başlamışlardır. İlk üretilen ve seri numarası 0001 olan Murat 124, Bursa'daki TOFAŞ Anadolu Arabaları Müzesinde görülebilir.

27 Kasım 2021

Anadol

Anadol, Türkiye'de seri olarak üretilen ilk otomobil markasıdır.

Tarihçe

Türkiye'de tasarlanan ve üretilen ilk otomobilin Anadol olduğu düşünülür. Ancak Anadol'un tasarımı İngiliz Reliant firmasınca yapılmış (Reliant FW5) ve Otosan'da bu firmadan alınan lisansla üretim yapılmıştır. Anadol'un şasi, motor ve şanzımanları ise Ford'dan temin edilmiştir.

Tasarım ve mühendislik anlamında ilk Türk otomobili ise Devrim'dir. Devrim'den daha önce de (1953 yılında) otomobil imali üzerinde "deneme mahiyetinde" diye adlandırabileceğimiz çalışmalar olmuştur, buna karşın Devrim'e ilk Türk yapısı ve hattâ ilk Türk tipi otomobil gözüyle bakılabilir.

Türkiye'de seri üretime geçen ilk otomobilin Anadol olduğu iddia edilse de bu unvanın esas sahibi Nobel 200 isimli bir küçük otomobildir. Dünyanın birçok ülkesinde lisansla üretilen bu otomobil; Türkiye, İngiltere ve Şili'de Nobel, Almanya ve Güney Afrika'da Fuldamobil, İsveç'te Fram King Fulda, Arjantin'de Bambi, Hollanda'da Bambino, Yunanistan'da Attica, Hindistan'da Hans Vahaar markalarıyla yollara çıkmıştır. Türkiye'de montajına 1958 yılında başlanan bu küçük otomobilin üretimine 1961'de son verilmiştir. Dünyada ise 1950-1969 yılları arasında üretimde kalmıştır.

Anlaşma girişimleri

Vehbi Koç tarafından 1928 yılında kurulan Otokoç, 1946 yılında Ford Motor Company'nin temsilcisi oldu, 1954'ten sonra da Türkiye'de bir otomobil üretmek için Ford temsilcileri ile görüşmeye başladı. 1956 yılında Vehbi Koç, dönemin başbakanı Adnan Menderes'ten bir mektup alarak Bernar Nahum ve Kenan İnal ile Henry Ford II'ye gitti. Bu temaslar işe yaradı ve işbirliği yapılmasına karar verildi. 1959 yılında Koç grubu Otosan'ı kurdu. Ford kamyonların montajı Otosan'da başladı.

Fiberglas fikri ve otomobil üretimi

1963 yılında Bernar Nahum ve Rahmi Koç İzmir Fuarı'nda iken İsrail yapımı bir fiberglas araç dikkatlerini çekti. Saç kalıp üretimine göre çok ucuz olan bu yöntem yerli otomobil üretimine başlama konusunda Vehbi Koç'u cesaretlendirdi. Koç Holding ve Ford ortaklığıyla üretilen Anadol'un tasarımı İngiliz Reliant firmasına ait olup araçta Ford firmasından tedarik edilen şase ve motorlar kullanıldı. Anadol'un üretimi 19 Aralık 1966'da başladı, ilk kez 1 Ocak 1967'de teşhir edildi ve 28 Şubat 1967'de satışına başlandı.

Anadol ismi ve üretim

Anadol adı Anadolu kelimesinden gelmekte olup açılan isim yarışması sonucunda finale kalan, Anadolu, Anadol ve Koç arasından seçilmiş ve Otosan Otomobil Sanayi A.Ş. tarafından İstanbul'daki fabrikada üretilmeye başlamıştır. Anadol'un amblemi Hititlilerin geyik heykellerinden birini sembolize etmektedir. 1966’dan 1984'e kadar devam eden Anadol üretimi 1984'te durdurulmuş, bunun yerine Ford Motor Company lisansı altında dünyada üretimden kalkmış olan Ford Taunus'un üretimine başlanmış, ancak Otosan 500 ve 600D pikap üretimi 1991 yılına kadar devam etmiştir. Bugün, Otosan Ford Motor Company lisansı altında Ford hafif ticari araçlarının üretimine Gölcük’teki yeni tesislerinde devam etmekte ve başta Avrupa Birliği olmak üzere pek çok ülkeye Ford Motor Company lisanslı otomobil ihracatı yapmaktadır.

Aracın özellikleri ve satışı

Anadol'un üretimi 19 Aralık 1966'da başlamış olsa da satış ve trafik tescili için gerekli olan "Yeterlilik Belgesi" ve "Araçların imal, tadil ve montajı hakkında teknik şartları gösteren Yönetmelik" onayı Makina Mühendisleri Odası'ndan 28 Şubat 1967 tarihinde alınmış ve dolayısı ile Anadol satışları bu tarihten sonra başlamıştır.

Anadol'un ilk modelleri İngiliz Reliant ve Ogle Design tarafından tasarlanmıştır. Bütün modellerinde kaportası cam elyafı ve polyesterden yapılan Anadol'da motor olarak da Ford motorları kullanılmıştır. İlk kullanılan motor, Ford'un Cortina modelinin 1200 cc'lik Kent motorudur.

1966 Aralık ayında satışa sunulan Anadol 1984 yılında üretimi durdurulana kadar 87 bin adet satılmıştır. Az sayıda kalan örnekleri, günümüzde klasik kabul edilmekte, meraklıları tarafından korunmakta ve kullanılmaktadır. Ayrıca ortadan kesilerek kamyonet yapılmış biçimleri ile adını aldığı Anadolu'nun küçük şehirlerinde halen kullanılmaktadır. Ayrıca İngilizler Anadol'un aynısını Yeni Zelanda'da üretmek için çaba göstermiş olup günümüzde Yeni Zelanda'ya ait bir adada kullanılan Anadol'a rastlanmaktadır.


Olumsuz yaklaşımlar

Gövdenin fiberglas olması, öküz, keçi ve eşekler tarafından yenildiği yönünde söylemlere neden olarak kaportası için olumsuz dedikodular yayılırken, dünyada  bu teknoloji kullanılıyordu.

Anadol / A1 (1966-1975)

Anadol A1, Otosan Otomobil Sanayi A.Ş.’nin siparişi üzerine "FW5" kodu ile İngiliz Reliant Firması tarafından geliştirilmiş ve üretimine 19 Aralık 1966’da başlanmıştır. A1’in dizaynı ise İngiliz Ogle Design firmasından Tom Karen tarafından çizilmiştir. A1 üretiminde ilk olarak Ford Cortina'nın 1200 cc'lik 1959 model Kent motoru kullanılmış, 1968’de bu motor daha güçlü 1300 cc Ford Crossflow


motor ile değiştirilmiştir. 1969’da gösterge panosu yenilenmiş, direksiyon daha ergonomik bir hale getirilmiştir. 1971’de o günün modası olarak kabin tavanı vinil ile kaplanmıştır. Bu dizayn MkI  
tipi olarak Nisan 1972’ye kadar bu şekilde kalmıştır. 1971’de İzmir’de düzenlenen Akdeniz Oyunları için geliştirilen A1 modeline “Anadol Akdeniz” adı verilmiş ve bu modelin üretimine 1972’de başlanmıştır. MkII olarak adlandırılan bu modelde farların yuvarlak şekli yerini dörtgen farlara bırakmış, vites bloğu ve tamponlar yenilenmiştir. Yeni dizaynda tamponlar gövdenin bir uzantısı haline gelmiş, ön ızgara değişmiş, farlar ve sinyaller dörtgen hale getirilmiş, sinyal ve stop lambaları üçgen bir şekil almıştır. Kabin içi de ciddi bir değişikliğe uğramış, gösterge tablosu ve ön konsol, koltuklar değişmiş, kullanılan malzemelerin kalitesi yükseltilmiştir. 1972’den itibaren Anadol’un Coupé’sinde kullanılan bu standart, A1 üretiminin sonuna kadar (1975) aynı kalmıştır.
Cam elyafı ve polyesterden imal edilen bu 5 kişilik araç gövdesi, H-tipi tam çelik şasi üzerine oturtulmuştur. Coupé olarak başlayan Anadol üretimi 1973 sonlarından itibaren sedan ve estate versiyonlarının da ilavesi ile devam etmiştir. Şasi, helezonlu bağımsız ön süspansiyon ve makaslı arka aksın üzerine kurulmuştur. Frenler ise önler disk, arkalar tamburdur. Direksiyon sisteminde ilk modellerde “recirculating ball” (döner bilyalı direksiyon kutusu) sistemi kullanılmış, daha sonra (1970) kremayerli (rack-and-pinion) sisteme geçilmiştir.

Anadol A1 üretimine 1975 yılında son verilmiş ve toplam 19.724 adet üretilmiştir.

Anadol A1 aynı zamanda Türkiye’nin ilk ralli arabası, Anadol Ralli Takımı (ART) da ilk ralli takımı olarak tarihe geçmiştir. Türkiye’nin ilk resmi rallisi olan 1968 Trakya Rallisi’ni kazanan A1 takımı ve ünlü pilotlar Renç Koçibey ve Demir Bükey’dir. İskender Atakan, Claude Nahum, Mete Oktar, Şükrü Okçu ve Serdar Bostancı’yı da diğer ünlü A1 pilotları olarak sayabiliriz. Bir başka A1 fanatiği de ünlü ralli pilotu Romolo Marcopoli’dir. 1968’de bir başka ünlü Türk pilot İskender Aruoba 30.000 km'lik ve 8 ay süren Avrupa-Afrika-Asya Rallisine Anadol A1’i ile katılmış ve başarı ile tamamlamıştır.

Anadol A1 (1974) Tüm Veriler



Genel Bilgiler

Marka: Otosan

Model: A1

Üretim Yılı: 1967-1975

Ülke: Türkiye

Tasarımcı: Reliant/Ogle (UK)

Model Kodu: FW5

Karoser ve Boyutlar

Karoser Tipi: 4/5S SAL

Kapı adedi: 2

Dingil mesafesi: 2565 mm / 101 in

Ön iz genişliği: 1322 mm /52 in

Arka iz genişliği: 1284 mm /49.4 in

Uzunluk: 4440 mm /172.5 in

Genişlik: 1644 mm /64.7 in

Yükseklik: 1422 mm /56 in

Yerden yükseklik: 160 mm / 6.3in

Uzunluk / Dingil mesafesi oranı: 1.71

Ağırlık: (net) 920 kg / (yüklü) 1360 kg

Ağırlık dağılımı: (ön/arka) %51.20 / %48.8

Yakıt Kapasitesi : 39 litres / UK Gal: 11.1

Motor Özellikleri

Motor Üreticisi: Ford

Motor Tipi: SOHC

Silindir sayısı ve yerleşimi: S-4

Silindir başına süpap sayısı: 2 (toplam 8 adet)

Motor Hacmi: 1298 cc / 79.148 cu in

Çap: 80.96mm / 3.19 in

Strok: 62.99mm / 2.48 in

Çap / Strok oranı: 1.29

Silindir başına düşen hacim: 324.25 cc/silindir / 19.79cu in/silindir

Krank ana yatak sayısı: 3

Sıkıştırma oranı: 8.0:1

Yakıt besleme tipi: Karbüratör

Hava besleme türü: Normal

Kompressör tipi: Düsük

Katalitik Konvertör: yok

Max. Motor gücü (SAE): 63.0 HP @5700 d/d

Max. tork : 8.7 kg.m @3000 d/d

Güç / Ağırlık oranı: 68.8 HP/ton 51.3 W/kg

Güç / Motor hacmi oranı: 42.4 HP/litre 31.6 kW/litre

Soğutma sistemi: Su

Soğutma sistemi kapasitesi: 5.66 litre

Elektrik sistemi: Akü (12V-45 Amp/saat)

Motor yağı hacmi: 3.5 litre (yağ filtresi dahil)

Yakıt Tüketimi: yaklaşık 7.5 lt/100 km (şehir dışı)

Şanzıman ve Aktarma

Şanzıman türü: 4 vitesli, full senkromeçli

Debriyaj: Baskı, balata, debriyaj telli

Vites oranları: 1.vites: 3.543:1 / 2.vites: 2.396:1 / 3.vites: 1.412:1 / 4.vites: 1:1

Aktarma: RWD (arkadan itiş)

Aktarma oranı: 4.125:1

Yürüyen Aksam ve Frenler

Direksiyon türü: rack & pinion

Direksiyon oranı: 18.8:1

Direksiyon turu: 3.9

İç dönüş çapı: 9.6 metre

Dış dönüş çapı: 10.8 metre

Süspansiyon (ön): I.W.CS.ARB.

Süspansiyon (arka): LA.SE.

Fren türü: Tek kanallı hidrolik

Fren tipi(ön/arka): Disk/Kampana(drum)

Disk çapı: 231.5 mm.

Kampana çapı: 203.3 mm.

Jant ebadı: 4.5J x 13

Lastik ebadı: 5.60/5.90 x 13


Anadol / A2 / SL (1970-1981)


Anadol A2 serisi, Türkiye’nin ilk 4 kapılı otomobili olmakla beraber, dünyada tamamı fiberglas gövdeye sahip ilk 4-kapılı sedan otomobili olarak tarihe geçmiştir. Prototipi 1969 yılında geliştirilen A2, 1970'te üretilerek piyasaya sürülmüştür..

 

A2 serisinde Ford Cortina'nın 1300cc'lik Kent motoru kullanılmıştır. Tek parça ön koltuğu ile tanınan bu ilk A2 modelleri teknik olarak A1 modelleri ile aynı donanıma sahiptiler. Az sayıda üretilen MkI tipi, 1972’den itibaren gövde yapısı A1 ile aynı hale getirilen ve MkII olarak üretilen A2 (burun, ızgara, far ve sinyaller) 1975 yılı sonuna kadar aynı şeklini korudu. 1976’dan itibaren SL modeli yeni A2 versiyonu olarak piyasaya sürüldü. SL’deki en önemli değişiklikler ön farlar ve arka stoplarda idi. Dörtgen arka stoplar ile yeni bir görünüm kazanan A2’nin kabin içi de yeni gösterge panosu, ön konsol ve kabin içi kullanılan malzemeler de tamamen yenilendi. Ayrıca A2, aracın güvenliğinin artırılması amacıyla çarpışma testine (crash test) tabi tutulan ilk Türk otomobilidir. A2 aile arabası olarak dizayn edilmiş olsa da, ticari olarak da büyük bir sükse yaptı ve 35.668 adetlik bir satış performansına ulaşarak en fazla satılan Anadol modeli oldu (A2 olarak 1970-1975 arası 20.267 adet, A2 SL olarak 1976-1981 arası 15.401 adet). A2 üretimi 1981’de sona erdi ve yerine A8-16 modeli üretilmeye başlandı.

Anadol / A4 / STC-16 (1973-1975)


İlk prototipi 1972’de geliştirilen STC-16, sadece 1973 ve 1975 yılları arasında üretildi. STC-16 Eralp Noyan tarafından dizayn edildi. Böylece 1961’de dizayn edilen Devrim (otomobil)’den sonra, Türkiye’de dizayn edilerek üretilen ve seri üretimi gerçekleşen ilk otomobil unvanını aldı.

1971’de Otosan’ın Genel Müdürü ve Vehbi Koç’un damadı Erdoğan Gönül, Otosan yönetimini ikna ederek, seri üretime geçilmesi onayını aldı. STC-16 üst gelir seviyesindeki kullanıcıları ve uluslararası rallilerde Anadol markasına prestij sağlamayı hedeflemişti. Belçika’daki Kraliyet Sanat Akademisi (Royal Fine Arts Academy) mezunu olan Eralp Noyan’ın başında olduğu bir ekip tarafından çizilen STC-16, o yıllar gözde spor araba modelleri olan Datsun 240Z, Saab Sonett, Aston Martin, Ginetta & Marcos modellerinden esintiler taşımaktadır. Eralp Noyan, aracın iç ve dış dizayn karakteristiğini II. Dünya Savaşı’nın gelişmiş uçağı olan “Supermarine Spitfire”dan esinlenerek çizdiği ifade edilmektedir STC-16 üretim bandına A4 kodu ile konmuş, kısaltılmış ve modifiye edilmiş Anadol şasi ve süspansiyon sistemi ile 1600cc'lik Ford Mexico motoru kullanılmıştır. Şanzıman olarak ise yüksek performanslı İngiliz Ford Cortina ve Capri modellerinin şanzımanları kullanıldı. STC-16’nın ön konsol ve gösterge tabloları, o yılların gözde İtalyan ve İngiliz spor arabalarından hiçbir farkı yoktu. Kilometre ve devir saati dışında, o dönemin yeni detaylarından, sıfırlanabilen mesafe göstergesi, Lucas ampermetre, Smiths yağ, benzin ve hararet göstergeleri konulmuştu. 11 ay süren proje geliştirme safhası sonunda, test sürüşleri için ilk olarak 3 adet STC-16 prototipi hazırlandı. Test alanları olarak Cengiz Topel havaalanı ile E-5 karayolunun İstanbul-Adapazarı bölümü seçildi. STC-16’nın ilk çarpışma testleri de bu dönemde yapıldı.

Daha sonra STC-16, test sürüşleri için Otosan Üretim Müdürü Nihat Atasagun tarafından İngiltere’ye M.I.R.A pistine götürüldü. STC-16 İngiltere’deki deneme sürüşlerinde ve görüldüğü otoban ve caddelerde, bir İngiliz markasının yeni spor modeli sanılarak büyük ilgiyle karşılandı ve dikkat çekti. Taşıdığı “320-E” test plakası nedeniyle birçok yerde durdurularak bu yeni model hakkında bilgi istendi. Bu testler sırasında pek çok İngiliz pilot tarafından denendi, performans, sürüş ve sürüş emniyeti açısından öneriler alındı ve bu öneriler doğrultusunda değişiklikler yapıldı. Ve, sonunda Nisan 1973’te ilk Türk yapımı spor otomotivi STC-16 üretim bandından inerek show-room’lardaki yerini aldı. STC-16 isminin “Sport Turkish Car 1600”ün kısaltması olduğu gibi, bu açılımın aynı zamanda “Sport Touring Coupé 1600” anlamında olduğu da ifade edilmektedir. Gençler ise bu açılımı “Süper Türk Canavarı 1600” olarak benimsemişlerdir. Geriye kalan araç sayısı bilinmemekle beraber yaklaşık 70 kadar STC-16'nın yollarda olduğu tahmin edilmektedir.

Ne yazık ki, STC-16 üretimi 1973’teki global petrol krizinin yol açtığı ekonomik kriz nedeniyle uzun sürmedi. Benzin fiyatlarındaki aşırı artış ve bir petrol türevi olan fibre-glass maliyetlerindeki artışlar STC-16’nın üretim maliyetlerinin aşırı yükselmesine neden olduğu gibi, bu maliyetlerde yapılacak üretim sonrası satışların sadece yüksek gelir grubuna hitap etmesi ve aracın benzin tüketiminin yüksek olması bu arkadan itişli spor modelin üretim ömrünün çok kısa olmasına neden oldu. O yıllarda, diğer Anadol modellerinin 50.000-55.000 TL olmasına karşılık STC-16 fiyatları 70.000 TL’nin üzerinde idi. Bu nedenle STC-16 müşterileri sadece ralli pilotları, spor araba meraklıları olarak kaldı.

Ancak, STC-16 o dönemin gençleri arasında haklı bir üne kavuştu. Geliştirilmiş ve modifiye edilmiş versiyonları Türkiye ve Dünya rallilerinde birçok yarışa girdi ve kazandı. Ralli için geliştirilen modellerde ağır şasi yerine daha hafif şasi ve 140 HP gücünde modifiye motorlar kullanılmıştır. En bilinen STC-16 pilotları olarak; Renç Koçibey, Demir Bükey, Romolo Marcopoli, İskender Aruoba,Cihat Gürkan, Ali Furgaç, Şevki Gökerman, Serdar Bostancı, Murat Okçuoğlu, Cüneyd Işıngör, Mehmet Becce, Hızır Gürel, Derya Karaköse ve Osman Arabacı’yı sayabiliriz.

1973 ve 1975 arasında devam eden STC-16 üretimi sırasında toplam 176 araç üretilmiş olup bunların büyük bölümü 1973’te üretilmiştir. Renk olarak genelde “Alanya Sarısı” olarak üretilen STC-16’lar bu renkle de özdeşleşmiştir. Az sayıda da olsa; dönemin spor arabalarında kullanılan beyaz şeritli kırmızı veya mavi şeritli beyaz renkli olanları da mevcuttur.

Anadol STC-16 (1973) Tüm Veriler

Genel Bilgiler

Model: A4

Şasi: Tam, Çelik

Kupa: Monoblok Fiberglas

Renk: Ford Signal Yellow (Akzo Skala: FEU1022-KL)"Alanya Sarısı"

Kapı Sayısı:3

Güç Aktarımı:Arkadan İtişli

Karoser ve Boyutlar

Boyutlar Uzunluk: 3980 mm Genişlik: 1640 mm Yükseklik: 1280 mm

Dingil Aralığı: 228 cm

İz Açıklığı Ön: 1320 mm Arka: 1280 mm

Yerden Yükseklik: 162 mm

Ağırlık: (boş) 920 Kg

Ağırlık Dağılımı: Ön: %55 Arka: %45

Benzin Deposu: 39 Litre

Direksiyon: Rack&Pinion, Tur Sayısı 3.34

Dönüş Çapı: 9 mt.

Motor Bilgileri

Motor Yeri:Ön Aks Ortasında

Motor Yerleşimi: Uzunlamasina (Longitudinal)

Motor Yapısı: Döküm Demir, Ford Kent

Silindir Sayısı: Sıralı 4

Silindir Hacmi/per: 399,75 cc

Subap Sayısı:8

Soğutma: Su

Hacim: 1599 cc

Sıkıştırma Oranı: 9:1

Yakıt Sistemi: GPD Karbüratör

Motor Gücü: 68 PS/DIN 5200 RPM de (50 Kw)

Maksimum Tork: 2600 devirde 116.0 Nm (11.8 kgm)

Maksimum Devir: 5700 dakikada

Spesifik Tork:72.55 Nm/litre

Şanzıman

Vites Sayısı:4 ileri 1 geri Senkromeçli

Vites Oranları: 1. Vites 3.543:1 / 2. Vites 2.396:1 / 3. Vites 1,412:1 / 4. Vites 1,000:1 / Geri Vites 3,324:1

Genel Performans

Azami Hız:174 km/saat (165/80-13 3.77:1 aks oranı ve 6000 devir/dakika ile)

0–100 km/saat hızlanma:15-17 saniye

Güç ağırlık oranı: 72.83 bhp/ton

Top Gear Ratio: 1.00

Final Drive Ratio: 4.13

Yürüyen Aksam

Ön : Bağımsız Çift Salıncaklı, Teleskobik Amortisör, Helezon Yay, 232 mm çaplı Dolu Disk Frenler

Arka : Düz Akisli, Teleskobik Amortisör, Yaprak Yay, Kampana Frenler

Lastikler: 165/80-13


Anadol / A5 / SV-1600 (1973-1982)

SV-1600 üretim bandından 1973 yılının sonunda, A5 kodu ile dünyanın ilk fibre-glass gövdeli 5-kapılı station wagon (estate) arabası olarak indi.

 

4-kapılı Anadol modellerinden çok farklı bir dizayn ve görünüşe sahip olan SV-1600’ün esin kaynağı Reliant’ın “Scimicar Sports-station Coupé” modelidir. Motor olarak 5 ana yataklı 1600cc'lik Ford (I-4) Kent, 4 silindir OHV motorla donatılmıştır.

Aracın birçok detayı, üretildiği dönemin station wagonlarındaki Bertone ve Pininfarina dizayn özelliklerini taşımaktadır. SV-1600’ün özellikleri olarak, tek renk dış boya ve station otolarda bir yenilik olarak ön spoiler gösterilebilir.

Bir süre sonra, daha lüks versiyonları piyasaya çıkmış, bunlarda iki renkli dış boya ve yeni iç dizayn kullanılmıştır. 1976’dan itibaren SV-1600’lerde aluminyum alaşımlı jantlar, yeni tip direksiyon, yeni dizayn yan aynalar kullanılmış, dış boya ise yanlarda siyah-beyaz şeritli tek renk olarak üretimiştir. Araç içi dizaynında ise, bagaj hacmini genilşletmek amacıyla sökülür-takılır koltuk modeli uygulanmıştır.

SV-1600 üretimi 1982 yılında durdurulmuş olup toplam 6.499 adet üretilmiştir.

Anadol / A6 / Böcek (1975-1977)


Anadol Böcek, o yıllarda Otosan Araştırma ve Geliştirme Bölümünde çalışan Jan Nahum tarafından dizayn edilmiştir. Jan Nahum, daha sonraki yıllarda Otokar, Tofaş, FIAT/İtalya ve Petrol Ofisi gibi şirketlerde Genel Müdür ve CEO olarak da görev yaptı. Babası Bernar Nahum ise Koç’un ortağı olarak Otosan Firmasının kuruluşu, Anadol A1 modelinin geliştirilmesi ve üretiminde çok önemli rol oynamıştır. Bu aileden Claude Nahum da hem Anadol A1 ralli pilotu olarak, hem de Otosan Anadol Wankel motor projesi ve geliştirilmesinde önemli çalışmalar yapmıştır. Kendisi bugün, Karsan Otomotiv Sanayi’nin de sahibi olan Kıraça Şirketler Grubu’nun kurucu ortağıdır.

Anadol Böcek üretim bandından A6 kodu ile 1975’te indi. Böcek, aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin isteği doğrultusunda geliştirildi. Volkswagen “Buggy” modeli ile benzerlikler taşımasına karşın, konsept ve karakteristik olarak değişik bir dizayn ile üretilmiştir. Otosan, o yıllarda artan turizm potansiyelini ve sayıları gittikçe çoğalan tatil köylerini de düşünerek, aracın halktan da göreceği talebi de dikkate almıştı. Üstü açık, kapısız, ön camı kaputla aynı eğimde olan dizayn, değişik gösterge paneli ve konsol aracın en önemli konsepti idi. Aynı eğimdeki kaput ve cam dizaynı, ileriki yıllarda ortaya çıkan SUV araçlara da esin kaynağı olmuş, döneminin ilerisinde kabul edilen panel ve konsol dizaynı, daha sonraki yıllarda pek çok Avrupalı üreticinin otomobil dizaynında esin kaynağı olmuştur.

Anadol Böcek 1298cc ve 63 HP Ford motor ile üretilmiş, hafif ve küçük kasası nedeniyle yüksek performans elde edilmiştir. Döneminin pop-art dizaynına paralel olarak asimetrik ön ve arka görünüşü, yine asimetrik ön panel, arkada sağda 2, solda 3 stop lambası, ön cam üzerindeki 5 açılı dikiz aynası 225/55/13 ebadında lastikleri, fiber üzerine vinil kaplı koltukları ile alışılmışın dışında bir görünüme sahipti.

Anadol Böcek, kullanım ve isteklere göre değişik versiyonlara sahiptir: TRT dış çekimleri için martı kanat kapılı versiyonu, off-road versiyonu, itici/çekici versiyonu ve askeri versiyonu bulunmaktadır.

Anadol Böcek üretimi de, STC-16 gibi şanssız bir döneme rastgelmiştir. Döneminin çok ilerisinde dizayn edilen her iki model de petrol krizinden kaynaklanan Dünya’daki ve Türkiye’deki ekonomik sıkıntılar nedeniyle talep yaratamamış ve üretimleri askıya alınmıştır.

1975 ve 1977 yılları arasında üretilen Böcek modeli sayısı sadece 203’tür.


Anadol / A8 / 16 ve Saloon 16 (1981-1984)


4-Kapılı A8-16 serisinin üretimi 1981’de başladı. A8-16 modelinin esin kaynağı o dönemin SAAB ve Volvo markalarının modelleri olmuştur. Bu modellere özgü geniş farlar, eğik burun, küt ve yüksek arka kesim gibi öncü detaylar A8- 16 dizaynında da kullanılmış, ancak, 1981 yılına göre biraz modası geçmiş olan ve Böcek’te kullanılan arka stoplar, aracın bu yenilikçi felsefesine uygun düşmemiştir. Aracın ön dizaynından dolayı A8-16 model halk arasında “Baltaburun” olarak da tanınmaktadır. Kabin içi dizayn da pek çok geleneksel Anadol müşterisine ters gelmiştir. 1973’te dizayn edilen SV-1600’ün kapı, cam ve çerçeveleri A8-16’da da kullanılmış, bu da potansiyel alıcılarda yeni çizgilerine rağmen bir toplama model hissi uyandırmıştır.


1981 ve 1982 yılı üretimlerinde yüksek performanslı 1.6 Pinto E-Max motor kullanılmış olsa da, bu araca bir albeni kazandırmaya yeterli gelmemiştir. Durum böyle olunca, üretim masraflarını azaltmak amacıyla 1983 ve 1984 üretimlerinde üretim bandına alınan Saloon 16 modelinde tekrar eski Ford (I-4) Kent, 4 silindir OHV, 5 ana yataklı 1600cc'lik motor kullanılmıştır.

A8-16 modeli 1981-1984 yıllarında sadece 1.013 adet üretilmiştir.


Anadol Kamyonet / P2 / Otosan 500 ve Otosan 600D (1971-1991)

Anadol kamyonetle ilgili ilk çalışma 1970 yılında başladı. Aslında, ilk kamyonet üretme fikri, Otosan fabrikasında bir Anadol A1' in malzeme taşımak amacıyla tadil edilmesiyle ortaya çıktı. Bernar Nahum fabrikada kısımları dolaşırken bu aracı görerek, görüntüsünü pek beğenmemekle birlikte böyle bir aracın hafif ticari taşımacılıkta kullanılabileceği fikrini ortaya attı.


O tarihlerde, sanayileşmenin ve dışa açılmanın ilk yıllarında iç ticaretin de gelişmesi, özellikle küçük esnafın hafif yük taşınmasında “kamyonet” (pick-up)’lere olan ilgisini artırmaya başlamıştı. Bunun üzerine fiberglas atölyesinde çalışmalara başlandı ve önce bir miktar yekpare fiberglas gövdeli (kabin ve kasa) kamyonet yapıldı. Ancak bu aracın üretim ve kullanımının pratik olmaması nedeniyle saç kasalı fiber kupalı kamyonet üretimine geçildi. 1971 yılında seri üretimi başlayan Anadol kamyonetler P2 koduyla Otosan 500 olarak piyasaya çıkmış ve 1300cc benzinli motorla donatılmıştır. 1980’den itibaren 1300cc'lik benzinli motorla beraber 1200cc'lik Erk dizel motor da üretimde kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra ise Ford Taunus’larda da kullanılan 1600 cc'lik Ford OHC benzinli motor, çift boğazlı Weber karbüratörle birlikte kullanılmıştır. Ayrıca aracın iç mekanı tekrar dizayn edilmiş, dönemine göre oldukça modern bir konsola kavuşturulmuştur. Parçalar plastikten olmasına karşın, bir kamyonet için o yıllarda lüks bile sayılabilirdi. Ön panel göstergeleri Smith marka yerine Endiksan ile değiştirilmiş, göstergelerindeki rakamlar sarı'dan beyaza döndürülmüştür. Isıtma kontrol çubukları da yatay değil, dikey yerleştirilmiştir. Direksiyon simidi de yenilenmiş, direksiyonun ortasındaki geyik amblemi büyütülmüştür. Aynı amblem jantların ortasındaki plastik kapakçığın üzerinde de yer alır. 83 sonrası modeller P2 Otosan 600D olarak piyasaya çıkmış, 4 silindirli, düz, üstten kamlı 1900 cc ERK diesel motorla donatılmıştır. Ön kaput formunda da değişikliğe gidilmiş, kaput üzerindeki oluk çizgisi yerini şişkin bir forma bırakmıştır.


Anadol kamyonetler geçirdiği ufak tefek dizayn değişiklikleri ile 1971'den 1991 yılına kadar 36.892 adet üretilmiştir.

PTT gibi pek çok kamu kuruluşu yıllarca Anadol pick-up ile hizmet verdi. Ancak, Anadol kamyonet’e olan talep o kadar arttı ki, talebin karşılanmadığı noktada özellikle A2 modellerinin kesilerek kamyonete dönüştürülme dönemi başladı. Mevzuatın da ruhsat tadilatı ile destek olduğu bu dönemde, binlerce Anadol otomobil kamyonet’e dönüştürülerek trafiğe çıktı.

Bugün bile, Türkiye’nin hemen hemen her köşesinde Anadol kamyonetler hizmet vermeye devam etmektedir.


Anadol Prototipleri (1977-1986)

Wankel Motor

Otosan Dizayn ve Geliştirme Bölümünde Claude Nahum’un başkanlığında çalışan yetenekli mühendis grubu, boyutları küçük olmasına karşın 100 HP güç üreten bir Wankel motor geliştirdiler. Ancak bu geliştirilen motor, yüksek araştırma geliştirme masrafları ve Wankel motorunun bilinen ve çözülemeyen problemleri nedeniyle Anadol modellerinde hiçbir zaman kullanılamamıştır. Bugün, geliştirilen bu motorlardan biri Rahmi Koç Müzesi’nde sergilenmektedir.

FW11

1977’de Marcello Gandini FW11 modelini Anadol ve Reliant için dizayn etmiştir. Reliant bu dizaynı geliştirerek Scimitar SE7 modelini üretime almış ve piyasaya sürmüştür. FW11’in 4 adet prototipi üretilmiş ve bunlardan ikisi Anadol markası ile Türkiye’ye, diğer ikisi de Reliant markası ile Birleşik Krallık'a gönderilmiştir. Türkiye’ye gelen prototiplerin biri beyaz, diğeri de mavi renkliydi. FW11, modern dizaynı ve o döneme göre fazla lüks sayılabilecek aksesuarlar içeriyordu. Mesela, o dönem üretilen hiçbir arabada olmayan elektrikli camlar buna örnek olarak verilebilir. Dolayısıyla, üretim maliyetleri oldukça yüksek olan bu modelin üretimi rafa kaldırılmıştır. Koç Holding, bu gelen prototipleri uzun yıllar depolarında tutmuştur. FW11 modelinden bir tanesi 2004 yılından beri Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenmektedir.


Reliant ise Otosan’ın projeyi rafa kaldırmasından sonra, FW11 modelini Reliant Scimitar SE7 olarak üretmiştir. FW11 projesini daha sonra Fransız Citroen firması satın almış, fiber yerine aluminyum kullanılarak bazı değişiklikler yapmış ve Citroen BX adı ile “best-seller” modelini yaratmış ve 12 yıl boyunca üretimine devam etmiştir.

Çağdaş

1970'lerin sonuna doğru, Jan Nahum yeni bir Anadol dizaynı için birçok prototip çalışması yaptı. Ancak ortaya çıkan bu prototiplerden büyük kısmı hiçbir zaman üretim aşamasına geçemedi. Otosan, bu dönemde, dünya otomobil endüstrisini yakından takip etmekte ve araç gövdesinde kullanılan fiber malzemeyi zamanla azaltacak modern bir model yaratma çabası içindeydi. Jan Nahum bu çabayı gerçeğe dönüştüren bir model geliştirdi. Bu modelde kaporta, çelik iskelet üzerine monte edilen fiber malzemeden yapılmış ve Claude Nahum tarafından geliştirilen 100 HP'lik Wankel motor yerleştirilmişti. Bu modele “ÇAĞDAŞ” ismi verildi.

Çağdaş ve yaratıcısı Jan Nahum, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nce verilen “Endüstriyel Tasarım” ödülüne layık görüldü. Medya uzun süre bu yeni modelle ilgili çok olumlu haberler yaptı ve Çağdaş’ın üretimine 1980 veya 1981’de başlanacağı söylendi. Ancak, 1980’lerdeki politik, sosyal ve ekonomik çalkantılar nedeniyle bu proje hiçbir zaman gerçekleşemedi.

Çağdaş’ın üretilen tek prototipi bugün Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenmektedir.


A9

A9, bir Bertone dizaynı olarak 1980’lerin başında ortaya çıktı ve Anadol’un en son prototipi oldu. 4-kapı ve sedan bir model olan A9 modern bir dizayna sahipti. Aracın arka görünüşü, sonralarda geliştirilen Peugeot 405’e, ancak aracın tamamının görünüşü 1980’lerin ortalarında piyasaya sürülen Volvo sedan’larla büyük benzerlikler taşımaktaydı. Jantlar da ilerici bir anlayışla dizayn edilmişti. Bu tip jantlar daha sonra 1985’lerde piyasaya çıkan Avrupa modellerinde kullanılmıştır. A9 için ayrıca yeni ve modern bir logo da geliştirilmişti

Ancak A9 da, FW11 ve Çağdaş modelleri gibi çeşitli nedenlerle üretim bandındaki yerini alamadı. Üretilen prototip de ortadan kaldırıldı.

Anadol markası ile üretim, Otosan’ın Ford Motor Company ile yaptığı yeni üretim anlaşmaları sonucu 1984'te durduruldu. Otosan bugün Ford binek araçları üretimi yapmaktadır.


Anadol Modelleri

A1 (1966-1975) 19.724 adet üretilmiştir

A2 (1972-1981) 35.668 adet üretilmiştir

A4 STC-16 (1973-1975) 176 adet üretilmiştir

A5 SV 1600 (1973-1982) 6.499 adet üretilmiştir

A6 Böcek (1975-1978) 203 adet üretilmiştir

A8-16 / 16 SL (1981-1984) 1.013 adet üretilmiştir

P2 Pikap Otosan 500 ve 600D (1971-1991) 36.892 adet üretilmiştir


Yıllara göre Üretim Adetleri

Bu tablodaki bilgiler üretimdeki motor ve dış görünüş farklılıklarına göre düzenlenmiştir.

Üretim bilgileri için kaynak: Otomobil Sanayicileri Dernegi (OSD) 1963-2006 üretim verileri

 

22 Eylül 2021

Troleybüs

Troleybüs, gücünü genellikle yol boyunca asılı olan bir elektrik hattındaki iki kablodan alan elektrikli otobüs. İki kablo kullanılmasının sebebi tramvayların aksine lastik tekerlekler kullanılması sebebiyle tek kabloyla devrenin tamamlanmasının olanaksız olmasıdır.


Geçmişi

İlk troleybüs 29 Nisan 1882 tarihinde Berlin'in banliyösünde kurulmuş olan sistemdir. Kurulan bu sisteme Ernst Werner von Siemen "Elektromote" adını vermiştir.

Tasarımı

1947 model Pullman Standard model 800 troleybüsün diyagramı
  1. Elektrik hattı
  2. Rota
  3. Dikiz aynası
  4. Farlar
  5. Ön kapı (biniş kapısı)
  6. Ön tekerlekler
  7. Arka kapı (iniş kapısı)
  8. Arka tekerlekler
  9. Dekoratif parçalar
  10. Pantograf (troley) bağlantısı
  11. Pantograf çekme halatı
  12. Pantograf ayakkabısı (boynuz)
  13. Pantograf kolu (güç aktarıcı)
  14. Pantograf bağlama kancaları
  15. Pantograf tabanı ve gövdesi
  16. Otobüs numarası

Türkiye'deki durum

Ankara

1947 yılında, Türkiye'nin ilk Troleybüs Şebekesi Ankara'da kurularak hizmete açılmıştır. 1 Haziran 1947’de 10 adet Brill marka, 1948’de yine 10 adet FBW marka troleybüs; Ulus - Bakanlıklar hattında hizmete girmiştir. 1952’de alınan 13 MAN araçla birlikte, Ankara’da çalışan troleybüs adedi; 33’e ulaşmıştır. Bunun haricinde Ankara'da Alfa-Romeo marka troleybüsler de kullanılmış ve bu troleybüsler Dışkapı-Bahçelievler ile Dışkapı-Kavaklıdere hatlarında kullanılmışlardır. 1979-1981 döneminde trafiği aksattıkları ve yavaş gittikleri gerekçesiyle hizmetten kaldırıldılar.

İstanbul

İstanbullular’a her iki yakada uzun yıllar hizmet veren tramvayların 1960’larda kentin ihtiyacını karşılayamaz hale gelmesi üzerine; otobüslere oranla daha ekonomik olması da göz önüne alınarak Troleybüs sisteminin kurulmasına karar verilir. Güç beslenmesi çift havai elektrik hattından sağlanan Troleybüsler için ilk hat Topkapı-Eminönü arasında döşenir. İtalyan Ansaldo San Giorgia firmasına 1956-57 yıllarında sipariş edilen Troleybüsler 27 mayıs 1961’de hizmete girer. Toplam uzunluğu 45 km. olan şebeke, 6 kuvvet merkezi ve 100 troleybüslük işletmenin maliyeti o günün rakamıyla 70 milyon TL’yi bulur. Şişli ve Topkapı garajlarına bağlı olarak hizmet veren ve kapı numaraları birden yüze kadar sıralanan araçlara 1968 yılında tamamen İETT işçilerinin üretimi olan ‘Tosun’ da katılınca araç sayısı 101 olur. Tosun, 101 kapı numarasıyla İstanbullular’a on altı yıl süreyle hizmet verir.

Elektrik kesintileri yüzünden sık sık yollarda kalan ve seferleri aksayan Troleybüsler, trafiği engellediği gerekçesiyle 16 Temmuz 1984’te işletmeden kaldırılır. Araçlar İzmir Belediyesi’ne bağlı ESHOT (Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs ve Troleybüs) Genel Müdürlüğü’ne satılır. Troleybüslerin 23 yıllık İstanbul macerası böylece son bulur.

İzmir

Ankara'dan sonra Türkiye'de troleybüsü kullanan ikinci şehirdir. 28 temmuz 1954 açılır 1984 İstanbul'daki troleybüsler İzmir'e gönderildi. 76 tane olduğu biliniyor. Türkiye'de troleybüsün en son kaldırıldığı şehir olan İzmir'de troleybüs, 6 Mart 1992'de kaldırıldı.


Malatya

Tüm Türkiye'de kaldırılmasına rağmen 11 Mart 2015 tarihinde birçok soruna rağmen Malatya'da trambüs adıyla tekrar hizmete başlamıştır. Seferlere başladıktan yalnızca 4 gün sonra 15 Mart 2015 tarihinde İnönü Üniversitesi Kampüsü'nde bir trambüs (troleybüs) durduğu yerde yanmış, can kaybı yaşanmamıştır.







 



 




Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!